Tiroid Cerrahisi

Tiroid Cerrahisi

Tiroid bezi kendine özgü anatomik yapısı ve boyunda yerleştiği alanın özelliği nedeniyle diğer organlardan oldukça farklıdır. Tiroid bezinin fonksiyonel hastalıkları için yapılacak ameliyatlar, tümörleri ve tiroid nodülleri ameliyatları birden çok değişkeni göz önüne alınarak yapılır.

Farklı ameliyatlar ve farklı ameliyat tercihlerin ve hasta hazırlığının basitçe iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi tiroid bezi fonksiyonlarının devam ettirilmesi, artırılması, azaltılması veya ortadan kaldırılması gerekliliğidir.  Diğer bir deyişle, tiroid fonksiyonları tüm vücut organ ve dokularını etkilediğinden, hastalıklara göre ameliyat öncesi ve sonrasında davranışlar geliştirmek gerekliliğidir. Örneğin, hipertiroidi hastalığı olan bir hastanın tiroid hormonlarını normal düzeylere getirmek, ameliyatın fırtınasını dindirmek için çok önemli olacaktır. Tiroid hormonları düşük seviyede olan hipotiroidi hastalarında ise tiroid hormon takviyesi gerekecektir. Diğer taraftan tiroid kanseri tanısı olan hastalarda, ameliyat sonrası doku tutulumunu ölçmek ve varsa artık tiroid dokusunu bulmak için, isteyerek hastalarda hipotiroidi yaratılır. Hastalarda oluşturulan hipotiroidik durum, radyoaktif iyot (atom tedavisi) gerektiren kanser hastalarında, kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için zorunludur. İkinci neden ise tiroid fonksiyonundan bağımsız, tiroid dokusundan ortaya çıkmış organik hastalıklarda, genel davranışın dışına çıkma ihtiyacıdır. Örneğin, tiroidin foliküler tümörlerinde genellikle tek taraflı tiroid bezinin çıkarılması gerekir. Tiroidin nodüler hastalıklarında genellikle tiroidin tamamının, her iki lobun çıkarılması doğru olacaktır. Tiroid kanserlerinin bazılarında, lenf bezine atlamış hastalık durumu veya tümör patolojisine göre, lenf bezlerinin de ameliyatta çıkarılması gerekliliği açıktır. Bu nedenlerle tiroid ameliyatları, diğer organlardan farklı bir yapıda davranışlar sergilememizi zorunlu kılar.

Tiroid bezi ameliyatlarında komplikasyonları minimalize etmek için, standart teknikler kullanırız. Bunlardan en önemlileri, ses sinirlerinin ortaya konulması, gözlenmesi ve korunmasıdır. Paratiroid bezlerin her biri özel konumunda bulunur, kanlanması bozulmadan korunur.

Diğer taraftan tıp teknolojileri tiroid ameliyatlarında da kolaylık sağlamıştır.  Mühürleme ve damar kapatma cihazları ameliyat sürelerini önemli ölçüde kısaltmıştır.

Bir başka teknolojik araç, sinir monitorizasyon cihazıdır. Özellikle ikincil veya daha fazla tiroid ameliyatı olmuşlarda sinirin çevre dokularla ilişkisi, normalden farklı olabileceğinden, ses sinirlerinin izlenmesi ve korunmasında önemli kolaylıklar sunmaktadır. Birincil tiroid ameliyatlarında kullanımı hakkında tartışmalar devam etmektedir. Buna karşın ameliyatı sonlandırırken, cerrahın sinirlerin sağlamlığını gösteren son ölçümleri alması önemlidir.

Tiroid bezi ve çevre dokusu çok iyi kanlanır ve iyileşme süresi diğer vücut bölgelerine göre daha hızlıdır. Tiroid ameliyatları olan hastalarda genel davranışları özetlersek; hastalar ameliyat oldukları gün, ameliyat sonrası 4-6. saatlerde yataklarından kalkabilir, gıda alabilirler. Çoğu zaman ameliyat sonunda ameliyat alanına konulmuş olan bir dren (ince bir tüp) ile hastalar ameliyattan çıkarlar. Dren genellikle birinci gün alınır. Hastalar evlerine bir gece yatış sonrası gönderilebilirler. Genel olarak boyun alanının ameliyat sonrasında, hastalar ciddi ağrı ile karşılaşmazlar. Tam iyileşme sonuna kadar ağrının niteliği oldukça kabul edilebilir durumdadır. Dahası birçok hastada ağrı kesici kullanma ihtiyacı olmaz. Ameliyat sonrası genel olarak ve hastaların çoğunda uygulanan bu süreç, standart ameliyatları içerir. Bunların dışındaki farklı tiroid bezi ameliyatlarında süreç farklı olabilir.

Tiroid Ameliyatları Komplikasyonları

Tiroid ve paratiroid bezi ameliyatlarında, her ameliyatta olduğu gibi komplikasyonlar gelişebilir. Her ne kadar kalıcı komplikasyonlar çok düşük oranlarda ortaya çıksa da, komplikasyonların neler olabileceği hastalarla ayrıntılı konuşulmalıdır. Bu komplikasyonlar dünya genelinde kabul edilmiş oranlarda ortaya çıkabilir.

Sinir yaralanması: Bunlardan birincisi ve en istenmeyeni ses sinirlerinin yaralanmasıdır. Bu sinirler dört tanedir. İkisi rekürren sinir denilen ve titizlikle korunması gereken sinirlerdir. Rekürren sinirler sağda ve solda tiroid bezinin arkasında gırtlağa doğru yolculuk yaparlar. Larinks denilen gırtlak alanında bulunan ses tellerinin hareketlerini sağlarlar. Bu sinirler özellikle ikincil tiroid ameliyatlarında ciddi risk altındadır. Tüm tiroid ameliyatlarında rekürren sinirler görülerek korunur. Diğer bir yöntem olan sinir monitör kullanımı ile sinirlerin gırtlakta girdiği yere kadar izlenmesi ve korunmasıdır. Bu standartlarla yapılan tiroid ameliyatlarında sinirlerde oluşabilecek komplikasyonlar % 1in altındadır. Çoğu hasar geçicidir ve ameliyata özel travma sonucu oluşur. Ses tellerinde hareket bozukluğu ile sonuçlanan sinir hasarlarının, % 90 ı geçici nitelikte olduğundan, 6-8 ay sonra yapılacak ses telleri muayenesi ile sinir hasarının kalıcı olup olmadığına karar verilir.

Paratiroid bezi komplikasyonu: Tiroid bezine komşu durumda bulunan sayıları genellikle dört kadar olan paratiroid bezleri vardır. Paratiroid bezleri vücut kalsiyum kontrolü için önemli yapılardır. Tiroid ameliyatlarında yeri ve kanlanma özellikleri bilinen paratiroidler özenle korunur. Tüm tiroid dokusunun çıkarıldığı, total tireidektomi dediğimiz ameliyatlar sonrasında, yaklaşık % 20 oranında hipokalsemi ortaya çıkar. Hastalarda dudak ve ellerde uyuşma ve karıncalanma belirtileri ile kendini gösterir. Kan kalsiyum değeri genelde düşük bulunur. Bu komplikasyonun tedavisinde hastalara damardan ve ağız yolundan kalsiyum vererek, kan kalsiyum değerleri normal seviyelere getirilir. Paratiroid bezlerle ilgili komplikasyonların tamamına yakını (% 95-98) geçicidir. Birkaç günlük kalsiyum desteği ile düzelir. Ülkemizde D vitamini eksikliği toplum genelinde yaygın olduğundan, tiroid ameliyatları sonrasında hipokalsemi daha sık karşımıza çıkmaktadır. Tedavisi kolay ve kalıcı etkisi oldukça düşüktür.

whatsapp

Doç. Dr. Ahmet Nuray Turhan

Doç. Dr. Sinan Çağlayan

© 2016 Doç. Dr. Ahmet Nuray Turhan & Doç. Dr. Sinan Çağlayan. Tüm hakları saklıdır. Web sitesi tasarımında kullanılan tüm görseller lisanslıdır. İzinsiz başka yerlerde kullanılamaz.Web sitesinde kullanılan tüm metinsel içerikler Doç. Dr. Ahmet Nuray Turhan & Doç. Dr. Sinan Çağlayan'a aittir ve izinsiz veya kaynak göstermeden başka yerlerde kullanılamaz. ÖNEMLİ: Bu web sitesindeki içerikler tamamiyle bilgilendirme amaçlıdır. Gerçek doktor kontrolünün ve muayenesinin yerini tutamaz. Bu sitedeki bilgilerin hekim kontrolü olmaksızın uygulanması durumunda oluşabilecek her tür şikayet ve durumdan Doç. Dr. Ahmet Nuray Turhan & Doç. Dr. Sinan Çağlayan sorumlu tutulamaz. En doğru teşhis için lütfen doktorunuza başvurunuz. Web Sitesi Tasarım & SEO & Prodüksiyon: Siimple